Semada Zaman

Giris Formu

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 7 ziyaretçi çevrimiçi.

Anket

Yeni sitemiz hakkindaki düsünceleriniz?:

Keşke Dememek İçin Aile İÇi Eğitim Şart!

Nette dolaşırken çok güzel yerlere değinilmiş bu makale ile karşılaştım.
paylaşmak istedim.

Evladı olan ve olmayanın okuması gereken faydlı bir paylaşım.

GÜÇLÜ AİLE SAĞLAM TOPLUM

Her ülke toplumunun temel taşı ailedir. Herkesin evinin önünü temizlemesi nasıl mahalleyi temiz kılarsa, her ailenin evlilik ve çocuk yetiştirme konusunda bilinçlenmesi de huzurlu bir toplumu oluşturur. Sokağa atılan veya kaçan her çocuk toplum için bir yaradır. Sokak çocuklarının bakımı, korunması işin sivrisinek öldürme girişimidir sadece, bataklığın kurutulması ise ancak ailelerin bilinçlenmesiyle, aile bireylerinin birbirlerine sağlam bağlarla bağlanmasıyla olur. Sokak çocuklarının sadece aile içi ilişkilerdeki sorunların birer neticeleri olduklarını, kendilerinin asla asıl sebep olmadıklarını göz ardı etmemeliyiz. Şu gerçeği de mutlaka fark etmeliyiz ki; bugün müsait ortam bulamadığı veya henüz cesaret edemediği için henüz sokağa kaçmamış binlerce çocuk, ailesinin huzursuz ortamında beklemekte olan birer potansiyel sokak çocuğu durumunda. Çocukları sokağa iten gerçek; sanıldığı gibi yokluk, yoksuluk, maddi yetersizlik değildir. Konuya bu açıdan bakanlar, maddiyatı başat faktör görenler aile bağının önemini anlayamamış kişiler olabilir ancak.

Anne ve baba adaylarının evlilik öncesi ciddi eğitimden geçirilmeleri, belki ehliyet alır gibi liyakatlerini kanıtlayacak sınavlara tabi tutulmaları uçuk bir proje gibi gözükebilir. Evlenmek, çocuk sahibi olmak yeterli yaşta kişiler için sadece maddi imkanlara bağlı gözükse de, çocuk yetiştirmek bir sanattır. İşte bu sanattan anne-baba adaylarının hisselerine düşen payları almaları şarttır. Hatta okullara ders olarak koyulursa sanırım trigonometrik bağıntıların öğrenilmesinden daha güncel faydalar sağlayacaktır. Nikah defterine atılmış imzalar yetkin anne-baba olmak için gerekli ehliyet ve liyakati sağlamaz. Aile bireylerinin haklarını, özgürlük sınırlarını, yetki ve sorumluluklarını bilmesi ve bu bilgilerden nasıl istifade edeceğini de öğrenmesi gerekir. Eminim sevgi, saygı, güven, sorumluluk gibi kavramları ve bunların karşılıklı nasıl geliştirileceğini bilmeyen bir çok ebeveyn vardır. Bu gerçekten uzmanlık isteyen çok hassas ve çok geniş bir alandır ki, yapılacak bazı hataların telafisi zor hatta imkansız olabilir.

İyi bir meslek ve çok para getirecek bir iş amacıyla çocuklarımızın geleceği için sayısız fedakarlıklar yaparken, kişiliğinin nasıl oluşturulduğu konusunu hafife almıyor muyuz acaba? Okulda aldığı notlarla çocuklarımızı değerlendirmek yanılgısına düşmeyelim artık ne olur !

Belki çocuğumuza ” benim ” demekle hataya ilk adımı atmaktayız. Çünkü bir şeye “benim” demekle şuuraltımızda o şey üzerinde her türlü tasarruf hakkını kendimize vermekteyiz. Her çocuk haklarıyla birlikte, özgür bir iradeyle doğar. Çevresindekileri anlamaya ve kendisini ifade etmeye başladığı çağdan itibaren o, artık üzerinde tasarruf edilecek bir varlık değildir, kendi irade ve tercihleriyle eşya ve hadiseler üzerinde tasarruf yetisine sahip bir birey olmuştur. Onu eğitmek başka şeydir, sürekli onun yerine düşünmek, onun yerine karar vermek, onu araba direksiyonu gibi kullanmak, kendi başarabileceği işleri onun yerine yapmak başka şeydir.

Biz burada, çocuklarını sokağa atan aileleri muhatap almıyoruz. Onları belki cehaletleri sebebiyle yaptıklarından bazı yasal düzenlemeler ve katılmaya zorlanacakları toplu terapiler yanlışlarından kısmen vazgeçirebilir. Biz sadece “Ben nerede yanlış yapıyorum?” sorusunu kendine sorma cesareti bulan problemli çocuk (!) sahiplerine düşüncelerimizi paylaşmaya çalışıyoruz.

Evlerinden kaçan çocukların durumları incelendiğinde karşımıza benzeri sebepler çıkıyor. Cehalet, yetersiz/yanlış dini bilgi, yalan, sevgide, saygıda, karşılıklı güvende eksiklik, anlayışsızlık ve hoşgörüsüzlük, ilgisizlik, takdir edilmeme, duygusal şiddet, aşağılama, devamlı suçlama, cinsel istismar, tehdit, iş gücü olarak kullanılma, özenti vb.

Çocuklarımızın kişiliklerinin bozulmasına sebebiyet veren bu ve sırası gelince değineceğimiz diğer sebeplerin her biri kendi ana başlıkları altında ayrı ayrı ele alınacağı için bu genel giriş yazımızda bunlara yalnızca değinip geçiyoruz. Gelecek yazımızda göze o kadar da korkunç gözükmeyen bir tehlikeden, kişilik bozukluğunun önde gelen faktöründen, yâni YALANdan biraz söz edeceğiz. Yalan önemlidir, çünkü yalnız gezmez, tavşan kadar doğurgandır. Her cürmün önünde, içinde, arkasında bulunan bir kamuflaj malzemesidir. Kötülük, yanına yalanı almadan başarı sağlayamaz. O halde gelecek konumuz:

Çocuk, yalanın ağına nasıl düşer?

Vedat Alkan

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <img> <b> <i> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar

Anlamlı Sözler

– Zamanlarını en kötü şekilde kullananlar, zamanın kısalığından en çok şikayet edenlerdir.

La Bruyere

– Hayatınızı seviyorsanız zamanınızı boşa harcamayınız, çünkü zaman hayatın kendisidir

Benjamin Franklin

– Yasaların işlemediği tek bir hırsız vardır ve bu hırsız insanoğlunun en değerli şeyini çalar: zaman…

Napolyon

– Zaman, kimse arasında ayrımcılık yapmayan bir işverendir. Yeni bir güne başlarken herkes aynı sayıda saat ve dakikalara sahiptir. Örneğin zenginler parayla daha fazla saat satın alamazlar. Aynı şekilde bilim adamları yeni dakikalar icat edemez. Ya da yarın kullanmak üzere bugünün zamanını biriktiremezsiniz. Ancak yine de zaman son derece adil ve bağışlayıcıdır. Geçmişte vaktinizi ne kadar boşa harcarsanız harcayın, hala koca bir “yarın”a sahipsinizdir.

Denis Waitely