Semada Zaman

Giris Formu

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 6 ziyaretçi çevrimiçi.

Anket

Yeni sitemiz hakkindaki düsünceleriniz?:

Meb Linkleri








Simdiki Zamanda Yasamak

Şu anda ne yapıyorsunuz: Şu anda boğuştuğunuz sorun nedir? Şu anda hangi fikrin temellerini atıyorsunuz? Şu anda zihninizde ayrıntısını belirlemeye çalıştığınız projeniz nedir? Önemli olan bu sorulara verebilecek cevaplar bulmanızdır. Geçmişte ve gelecekte yaşamayı sürdürmek hayatı çöpe atmaktan farksızdır.

Tabiatın tüm varlığı şu anda içinde bulunduğu durumdur: Geçmiş yok olmuştur.Yüz yıl önceki ormanlar şimdi yoktur artık. Yüz yıl sonra sokakların nasıl bir şekil alacağını da bilmiyoruz.

Varlık geçmişten geleceğe uzanan uzun bir yol üzerinde seyreder. Bu yol üzerinde canlı ve cansız varlıklar gözükür, arz-ı endam ederler; sonra kaybolurlar. Her varlığa bu uzun yolda biçilen bir hayat süresi vardır. Dünya dört milyon yıldan fazla bir süredir var. Bu akış içerisinde bir çekirge varlığa koşar; bir mevsim boyunca en iyi nağmelerini sunar tabiata, sonra göçüp gider. Yakamozlar gibidir hayat. Zamanı hızlandırsaydık, gelenlerin gidişinin su üzerinde parlayan ışık yansımaları kadar hızlı olduğunu anlardık. Varlığa çıkış o andır. Damlada parlayan ışık gibi, kainatta bir an görünüp kaybolacağınızı hayal edin. Ne yapardınız? O saniyecik içerisinde tüm kâinatı tanımak, her şeyi tam o anda yaşamak istemez miydiniz?

Aslında ne kadar yaşarsa yaşasın, her şey böylesine bir çırpıda çıkar hayata ve sonra kaybolur. İnsanın yaratılışını düşünün: Bir hücre yaratılır. Bir saniye geçer, yok olur, bölünür; yerine iki tane hücre yaratılır. Yok olan bir hücre var olan iki hücrenin çekirdeği olmuştur. Bazı bakteriler de bir saniye yaşayıp, yerlerine yenilerini bırakarak ayrılırlar bu hayattan. Tüm varlık aynı süreci yaşar. Bitki ölür, yeni mevsimde yavrularına kaynaklık yapacak tohumlarını bırakır. Bir örümcek ölür, bedeni onun yerine gönderilen yüzlerce yavrusuna besin olur. İnsan ayrılır yeryüzünden, bedeni bir çiçeğin vücudunda dirilir. Ruh büyük diriliş gününde, yeni bedeninin çekirdeği olmak için ebedi alemin açılacağı dört mevsimi bekler.

Hepimizin hayatı bir diğer hayatla karşılaştırıldığında bir parıldayış kadar kısadır. Bazen bulutların hareketleri filme alınır. Film hızlı gösterildiğinde, bulutların uçuştuğunu görürsünüz. Bazen çiçeğin açılışı filme alınır. Film hızlandırıldığında yaprağının süratle açıldığını, rengini, kokusunu ve güzelliğini aleme gösterdikten hemen sonra kaybolduğunu görürsünüz. Her şey şimdiyi yaşar. Eğer dünyanın hayatını baştan sona izleyebilseydik, insanların ışık hızında dünyaya geldiklerini, aynı hızda mezara koştuklarını görecektik. Bulutlar aniden ufku kaplar, aniden Güneş çıkar perde altından. Karanlık bir kordon altında kalırız Güneş gizlenince; sonra gecikmeden ufkumuz aydınlanır. Hayat böyledir.

Ama biz başı ve sonu olmayan bir hayatta yaşadığımızı sanıyoruz: Sanki sonsuz geçmişten, sonsuz geleceğe uzanan bir çizgide sonsuza dek var olacağız. Bu büyük bir yanılgıdır. Dünyanın faniliğini bize unutturan nedir o zaman? Ruhumuz. İnsan ruhu sonsuz şimdi için yaratılmıştır. Zaman dediğimiz şey madde için geçerlidir. Maddenin üst üste, art arda yaratılması, film karelerinin ardışık sırada gösterilmesi gibi bir şeydir. Film seyrederken zamanı yaşarsınız. Hayat da bir film gibi birbirini takip eden üç boyutlu karelerden oluşur. Maddeye zaman boyutu kazandıran Yaratıcının ona kazandırdığı harekettir. Hareket ve değişim olmasaydı zaman olmazdı.

Ruhun değişmez olduğunu biliyorsunuz. Ruhunuz nasıl yaratılmışsa sonuna kadar öyle olacaktır. Çünkü ruh farklı cisimlerin bir araya getirilmesinin ürünü değildir. Vücudumuz 700 trilyon hücreden yaratılmıştır. Dolaysıyla hücreler değişir, gidip gelirler. Ama ruh değişmez. O tek bir varlıktır, ne şekil, ne boyut ne de kapsam değiştirir. Bu yüzden ruhun zamanı yoktur. O hep sonsuz şimdide yaşar; çünkü o sonsuz şimdinin yaşanacağı ahiret için yaratıldı. Sonsuz hayat için, ölümsüzlük için yaratıldı. Ruhun bu özelliğini kötüye kullandığımızda kaybeden biz oluyoruz.

Ruh mekanı ve zamanı aşabilir. Bu sayede bir kafesten kurtuluruz. Ruh sayesinde hayalen Güneşe, gezegenlere gideriz. Onun sayesinde eski mekanlarımızda dolaşır; doğduğumuz sokağı, ziyaret ettiğimiz illeri görürüz. Ruh sayesinde, sevdiğimiz insanlar anında kalbimizdeki yerlerini alırlar.

Ruh bizi zamanın ve mekanın dışına taşır. Yıllar öncesindeki ölü geçmişe gider, ahirete göçmüş dostlarımızı hatırlarız. Geleceğe gider, yıllar sonra yaşayacaklarımızı tahmin edebiliriz. Bedenimiz hapishane gibi bir dünyadadır. Şu anda oturduğunuz yer, içinde hapis olduğunuz yerdir. Eğer ruhunuz bağımsız olsaydı- cennette olacağı gibi- istediğiniz ovalarda uçabilirdiniz. Duvarlar engel olamazdı size. Kar, yağmur engel olamazdı.

Ancak ruhumuzun bu yüksek özelliğini genellikle kötüye kullanıyoruz. Ölümsüzlük ruha ait olduğu halde onun bedene de ait olduğunu sanmak bedeni yokluğa mahkum eder. Çünkü anı yaşamayan beden anı öldüren bedendir. Şu an bedeninizin var olduğu tek andır. Şu anda bir şey yapmıyorsanız bedensel varlığınızı çöpe atıyorsunuz. Şu anda bedeniniz ne yapıyor? Önemli olan, şu anda bedeninizin yaptığına ruhunuzun veya zihninizin destek olmasıdır. Yaptığınızın bir amaca hizmet etmesidir. Hareketi duran madde yok olduğu gibi, çalışmayan beden de yokluğa mahkum olur. Benzer cinslerin sonu benzer olacaktır.

“Bahane bulanlar, uyuşturucu kullananlar gibi dertlerini unutmaya değil; başlarını toprağa gizleyen devekuşları gibi kendilerini kandırmaya çalışıyorlar.” Muhammed Bozdağ

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <img> <b> <i> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimlendirme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar

Anlamlı Sözler

– Zamanlarını en kötü şekilde kullananlar, zamanın kısalığından en çok şikayet edenlerdir.

La Bruyere

– Hayatınızı seviyorsanız zamanınızı boşa harcamayınız, çünkü zaman hayatın kendisidir

Benjamin Franklin

– Yasaların işlemediği tek bir hırsız vardır ve bu hırsız insanoğlunun en değerli şeyini çalar: zaman…

Napolyon

– Zaman, kimse arasında ayrımcılık yapmayan bir işverendir. Yeni bir güne başlarken herkes aynı sayıda saat ve dakikalara sahiptir. Örneğin zenginler parayla daha fazla saat satın alamazlar. Aynı şekilde bilim adamları yeni dakikalar icat edemez. Ya da yarın kullanmak üzere bugünün zamanını biriktiremezsiniz. Ancak yine de zaman son derece adil ve bağışlayıcıdır. Geçmişte vaktinizi ne kadar boşa harcarsanız harcayın, hala koca bir “yarın”a sahipsinizdir.

Denis Waitely