Semada Zaman

Giris Formu

Kimler çevrimiçi

Şu an 0 kullanıcı ve 2 ziyaretçi çevrimiçi.

Anket

Yeni sitemiz hakkindaki düsünceleriniz?:

Meb Linkleri








Zamanla Unuttuklarimizdan

İstanbul'un çöpü Yenikapı sahiline dökülür, bu çöp dalgaların yardımıyla denize taşınıp, dağılır bu arada ağır metal parçalar dibe çöker, lodos sonrası bu metalleri leğenlerle toplamaya gelen hurdacılara ''lodosçular'' denirdi.
NCR markalı para kasalarından tuşa basıp kolu çevirince para çekmeceleri korkunç gürültülerle ok gibi dışarı fırlardı. Kumbaralarda biriktirilen iri madeni paraların bile satın alma gücü vardı!
Localı sinemalara gidilirdi Beyoğlu, Atlas, Yeni Melek, Şan Sineması en popüler olanlarıydı.
Yağmurlu havalarda yürürken kolları hareket ettirdikçe fışır fışır ses çıkaran muşamba imparteksler giyilirdi. Başı ağrıyanlar yutmakta zorluk çekilen ''Gripin'', "Opon" kaşelerinden içerlerdi.

İstanbul'da Vefa, Karagümrük, Feriköy, Ankara'da PTT, Hacettepe izmir'de Altınordu, İzmirspor, Göztepe, Altay birinci lig takımıydı. Çarşamba günleri de maç oynanırdı. Profesyonel liglerden önce mahalli ligler vardı.

Çeyiz Sandıkları
Kapalıçarşı gibi çarşılarda sadece sandık satan dükkânlar olurdu. Sandık beğenmeye gidilir üst üste dizili çeşitler arasından bir tane beğenilir hamal sırtında eve getirtilirdi. Sandıklar genellikle ıhlamur ağacından imal edilir, tahtanın özel bir ağaç kokusu olurdu, eski kokardı. Kimisi bez kaplı olur, kimisi çelik, demir kuşakla sağlamlaştırılırdı. Evlenme çağı yaklaşan genç kızların çeyizleri, oya işleri, kanaviçeleri, gelen hediyeler bu sandıklara konur, sandıkta saklanırdı. Sandıklarda kullanılmayan eşyalar, bohçalar içinde lavantalı temiz çamaşırlar, misafir geldiğinde kullanılmak üzere çarşaf, nevresim takımları, masa örtüleri de korunurdu. Güveye karşı aralara naftalin de serpilirdi. Bu nedenle sandıkların kokusu ahşaptan ziyade naftalinle özdeşleşmişti.

Paket tutacağı
Naylon poşet bilinmezdi, kese kâğıdı kullanılırdı, ağırca olan çeşitlerde paket yapılırdı. Özellikle şarküteri dükkânları siparişleri hazırladıktan sonra bunları kocaman bir ambalaj kâğıdına sararlar, paket köşelerini kitap kaplar gibi katladıktan sonra, bu defa ipi paket etrafında birkaç kez döndürür düğümlerlerdi. Müşteriye vermeden önce ip eli incitmesin diye, paket tutacağı takılır paket öyle uzatılırdı. Paket tutacağı dediğimiz şey iki tarafı kanca haline getirilmiş bir tel etrafına kalem kalınlığında kâğıt dolanmış silindirik bir kalınlıktan ibaretti. Paketin rahat taşınmasını sağlardı, zariflikti, incelikti, müşteriyi düşünmekti.
Pazar fileniz yanınızda değilse paketi tutacağından avucunuza alıp taşırdınız.

Pazar Filesi
Çarşıya pazara gidenlerin ceplerine koydukları file, avuç içi kadar ip örgüydü. Alış veriş sırasında ezilmeyecek olanlar önce alınır filenin en dibine yerleştirilir, sonra daha hafif ve ezilecek türden olanlar filenin en üst kısmına konurdu. Bir file Pazar dönüşü nereden baksanız 10 kiloya yakın sebze meyve alırdı. Elin tuttuğu çift örgülü taşıma kısmı elin iç kısmını kızartır, eve gelen beylere “hanım kolum koptu” dedirtirdi. Fileyi hanımlar da kullanırdı ama file ve emekli adeta bütünleşmiş bir ikiliydi. File aynı zamanda dönemin ekonomik durumunun da göstergesiydi. Hayat pahalılığı için bir ölçüydü, cümlenin devamında “Bir file kaça doluyor senin haberin var mı” sorusu sorularak hayat pahalılığından muzdarip olunduğu belirtilirdi.

Tasarruf Bonosu
Memurlara maaşla çalışanlara ücretin belli bir kısmı karşılığında vadeli tasarruf bonosu verilirdi. Vade tarihi gelince bu bonolar verilir paraya çevrilirdi. Eğer acil para ihtiyacı varsa tasarruf bonoları daha düşük fiyata zamanından önce kırdırılırdı. Tasarruf bonoları satın alan bu işi yapan kişiler vardı, bilhassa Sirkeci civarında önlerinde ki küçük tezgahlarla gün boyu müşteri beklerlerdi. Ay sonlarında daha sık olmak üzere mahalle mahalle, sokak sokak dolaşan eskicilerin sesini daha fazla duyardınız. Eskiciler sırtlarında taşıdıkları çuval torbayla dolaşır “Essskiler alıyooom Eskiciiiiea” diye bağırırlar, kullanılmış elbiseleri sıkı pazarlıklar sonucu ucuza kapatmaya çalışırlardı. Bazen yok fiyat verir, gösterilen eşyayı bırakırlar bir başka arkadaşlarını gönderirlerdi. Ev eşyalarından masa, sandalye takımları bile alırlardı. Halı var mı, bakır var mı diye de sormadan çıkmazlardı evden. Çuvalla dolaşıp okunmuş gazete, şişe toplayanlar daha ziyade şişe karşılığı ahşap çamaşır mandalı verirlerdi, sonraları iş plastik leğen, kova, bulaşık tabak süzgeci vermeye döndü.

Son yorumlar

Anlamlı Sözler

– Zamanlarını en kötü şekilde kullananlar, zamanın kısalığından en çok şikayet edenlerdir.

La Bruyere

– Hayatınızı seviyorsanız zamanınızı boşa harcamayınız, çünkü zaman hayatın kendisidir

Benjamin Franklin

– Yasaların işlemediği tek bir hırsız vardır ve bu hırsız insanoğlunun en değerli şeyini çalar: zaman…

Napolyon

– Zaman, kimse arasında ayrımcılık yapmayan bir işverendir. Yeni bir güne başlarken herkes aynı sayıda saat ve dakikalara sahiptir. Örneğin zenginler parayla daha fazla saat satın alamazlar. Aynı şekilde bilim adamları yeni dakikalar icat edemez. Ya da yarın kullanmak üzere bugünün zamanını biriktiremezsiniz. Ancak yine de zaman son derece adil ve bağışlayıcıdır. Geçmişte vaktinizi ne kadar boşa harcarsanız harcayın, hala koca bir “yarın”a sahipsinizdir.

Denis Waitely